Genel Rehber

İstanbul Gezi Rehberi

İstanbul gezisini daha renkli bir hale getirebilmek adına, burada olduğunuzda mutlaka uğramanız gereken yerler vardır. İstanbul Gezi Rehberi ile uzun zaman boyunca anlatılacak hoş anıları peşinizde bırakabilirsiniz. İşte ziyaret amacıyla İstanbul’a gelmiş kişilerin mutlaka görmesi gereken yerler:

Ayasofya Müzesi

Ayasofya Dünyada yer alan mimari yapıların belki de en gösterişli olanlarından biridir. Ayasofya’nın tarihi oldukça köklüdür. Konstanstine zamanına kadar yayılan bir tarihi bulunmaktadır. İmparator şehri için çok büyük bir kilisenin yapılması emrini verir. Bu emir üzerine 360 yılında bir kilisenin inşasına başlanır. Ancak 404 yılına gelindiğinde bir halk ayaklanması sonrası kilise yıkılır. Bu durumun ardından ikinci kilise için çalışmalara başlanır. Bu kiliseye de 415 yılında başlanır. Bu yapıda yıkılınca, yeni kilise yapılmış, bu da beş yıllık bir süre içinde tamamlanmıştır. Ayasofya’nın yapımında erken döneme özel mozaikler kullanılmıştır. Aynı zamanda dini semboller içeren pek çok yapısı bulunur. Bu görkemli yapı Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’ u fethinden sonra camiye çevrilmiştir. Üzerinde bulunan mozaikler ise yapıya zarar verilmeyecek şekilde kaplanmıştır. Tarih boyunca pek çok değişime uğrayan yapı, son olarak Mimar Sinan tarafından restore edilmiştir. Günümüzdeki hali ise müze olan Ayasofya, Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği ile ziyaretçilere açılmış durumdadır. Sizlerde bu müzeyi görmek isterseniz Fatih’teki Ayasofya meydanına gitmeniz yeterlidir.

Ayasofya Müzesi

Galata Kulesi

İstanbul’da gezilecek yerler arasında Galata Kulesi de vardır. İstanbul’un simgelerinden biri haline gelmiş bu yapıyı görmeden, İstanbul’a veda etmeniz uzun zaman boyunca pişmanlık çekmenize neden olabilir. Bu yüzden yapacağınız planları bir süre daha erteleyerek hemen Galata Kulesine doğru yola çıkmalısınız. Hakkında binbir türlü efsane üretilmiş kule, İstanbul’un en ünlü yapıları arasında yer alıyor. Pek kesin bilgilere dayalı olmasa da, bu kulenin İmparator Jüstiniaus zamanında kurulduğu zannediliyor. Kulenin uzunluğu 69 metre olurken, duvar kalınlığı ise 3,75 metreyi buluyor. Kulenin ağırlığının ise 10 bin ton olduğu tahmin ediliyor. Kulenin Osmanlı zamanında kullanımı ise oldukça farklı şekillerde ortaya çıkmıştır. Kimi zaman bir rasathane olarak kullanılan kule, kimi zamanda bir hapishaneye çevrilmiştir. Günümüzde pek çok kez restore çalışmasına uğramış durumdadır. Galata Kulesini belki de bu kadar ünlü yapan şeylerden biri de Hezarfen Ahmet Çelebidir. 4. Murat’ın döneminde kendi imkanlarıyla yapmış olduğu kanatlarla, uçmaya çalışan Hezarfen Ahmet Çelebi, belki de tarihin en ilgi çekici olaylarından birine imzasını atmıştır. Sizlerde tarihe tanıklık etmek ve İstanbul’un görkemli manzarasını buradan izlemek isterseniz, mutlaka Galata Kulesine uğramalısınız.

Galata Kulesi

İstanbul Arkeoloji Müzesi

İstanbul’da gidilecek yerler arasında bulunan arkeoloji müzesi, pek çok yerli yabancı turistin ilgisini çeken bir yapı olmuş durumdadır. Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyetine kalmış bir yapı olarak ön plana çıkar. Dünyanın en büyük müzeleri arasında bulunan bu yapı, pek çok yönden önemlidir. Türk çinilerinin sergilenmesi adına kullanılan arkeoloji müzesi, 1881 yılında çok büyük gelişmeler kaydetmiş yerlerden biridir. İkinci dünya savaşında da sığınak olarak kullanılan bu müze, her bakımdan İstanbul’un en dikkat çeken yapılarından biri haline gelmiştir. Tarih boyunca pek çok kez düzenlemesi yapılan Arkeoloji müzesi, 1974 yılına gelindiğinde ise yeni haliyle ziyaretçilere tekrar açılmıştır. Arkeoloji müzesine gitmek için Fatih’e gitmeniz yeterlidir.

İstanbul Arkeoloji Müzesi

Dolmabahçe Sarayı

İstanbul’un en önemli yapılarından biri haline gelen Dolmabahçe Sarayı, şehre geldiğinizde mutlaka görmeniz gereken yapılardan biri olmuş durumdadır. 1843 yılında Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmıştır. Yapılışı 13 yıl sürmüştür. Yapılışında Barok stilinden esinlenilmiştir. Osmanlı’nın geçmiş dönemlerde gücünü Batıya göstermek adına yapımına başladığı yerlerden biri olarak bilinir. 1856’dan 1924 yılına kadar toplamda 6 padişaha ev sahipliği yapmış durumdadır. 1927 yılından, 1949 yılına kadar ise cumhurbaşkanlığı binası olarak kullanılmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk te 1927-1938 yıllarını bu sarayda geçirmiştir. 1984 yılından sonra ziyaretçilere açılan Dolmabahçe Sarayı, günümüzde resmi işlemler için kullanılmaya devam eden bir yapıdır. Eğer sizlerde bu zarif yapıyı yakından görmek isterseniz, Beşiktaş Vişnezade mahallesine ulaşmalısınız.

Dolmabahçe Sarayı

Süleymaniye Camii

Süleymaniye Camii, 1551 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmış bir camidir. Yapımı tam 6 yıl sürmüştür. Caminin inşası sırasında devlet birimleri resmen seferber olmuştur. İnşaatta işçi, esir, delikanlı gibi pek çok işçi ordusu çalışmıştır. Bu çok önemli yapıya ulaşmak ve tarihe tanıklık etmek isterseniz, o zaman Fatih’e doğru yola çıkmalısınız.

Süleymaniye Camii

Emirgan Parkı

İstanbul’un ünlü yerleri arasında yer alan Emirgan Parkı, şehrin güzelliğini bir kez daha yaşamanıza imkan tanıyor. Sultan Abdülaziz 19 yüzyılda bu parkı İsmail Paşa’ya hediye etmiştir. Alandaki köşelerde bu dönemlerden yana günümüze gelmiştir. İsviçre evlerinin özelliklerinin yaşatılması açısından yapılan Sarı Köşk, bir yangın sonrasında hasar almıştır. Harika bir görsel şölen yaşatan beyaz köşkün yanında, pembe köşkte geleneksel Osmanlı tarzına uygun olarak yapılmıştır. Eğer bu parkı ziyaret etmek isterseniz, Avrupa Yakasındaki Emirgan sahil yoluna gitmeniz yeterlidir.

Emirgan Parkı

Haydarpaşa Garı

İstanbul’un sembollerinden biri haline gelen Haydarpaşa Garı, ülkenin en ünlü tarihi yapılarından biri haline gelmiştir. Gerek konumu, gerekse görsel yapısıyla herkesin beğenisini kazanmış olan yapılar arasında yer alır. 1873 yılında Anadolu’da kurulan demir hattı buraya kadar uzanan bir demir hattıdır. Bu hat modernleşme çabaları yüzünden çok önemli bir yerde bulunuyordu. Projenin gerçekleştirilmesi için yeterli maddi kaynak bulunamayınca, Kayzer Wilhelm’den yardım alındı. Buranın yapımında yardımcı olmayı kabul eden Alman mühendisler, 1898 yılında boydan boya uzanacak bir demir hattının yapımına başladılar. Bu hattın yanında istasyon binaları da yapılmaya devam ediyordu. Bu istasyon binalarından en büyüğü ise Haydarpaşa Garıydı. 1908 yılında yapımı tamamlanırken, bu şekilde Anadolu’ya olan seferler başlamıştı. Sizlerde bu görkemli binayı yakından görmek isterseniz, Haydarpaşa istasyon caddesine ulaşmanız yeterli olacaktır.

Haydarpaşa Garı

Kız Kulesi

Boğaziçi’nin en ünlü simgesi olan Kız Kulesi 18. Yüzyıldan kalma tarihi bir yapıdır. Pek çok efsaneye konu olmuş bu kulenin, genç kızı kurtarmak için yapıldığına inanılıyor. Bu efsaneye göre, dönemin en ünlü kahini genç prensesin bir yılan sokmasından sonra öleceğini söyler. Kahinin her söylediğinin gerçekleştiğini bilen insanlarda bu durum üzerine prensesi, bu kuleye bırakır. Burada yaşamaya başlayan kız, tıpkı kahinin söylediği gibi kaderinden kaçamayacaktır. Bir gün kendisine getirilen bir incir sepetinin içinden çıkan yılanın ısırığı yüzünden zehirlenir. Böyle bir efsaneye konu olan Kız Kulesini sizlerde görmek isterseniz, Üsküdar’a doğru yola çıkmanız gerekecektir.

Kız Kulesi

İstiklal Caddesi

İstanbul denilince akla gelen ilk yerlerden biri şüphesiz ki İstiklal Caddesidir. Beyoğlu’nun ana caddesi olan bu cadde araç trafiğine kapalıdır. Çevresinde 19. Yüzyıldan kalma evler bulunurken, pek çok görkemli binada çevresinde bulunur. Ankara’nın 1923 yılında başkent haline gelmesinden dolayı, şuanda sadece konsolosluk olarak kullanılmaya devam edilen bir yerdir. Çok renkli görüntülere sahip olan İstiklal Caddesi, özellikle geceleri görülmeye değerdir. Gece yaşantısıyla yoğun bir ilgi çeken İstiklal Caddesinde, pek çok ünlü caz bar ve dükkan bulunur. Aynı zamanda el yapımı takı dükkanları ve ahşap dükkanları ile de çok popüler olan bir yerdir. İstanbul’da ziyaret edilmesi gereken yerler arasında bulunan İstiklal Caddesini görmeden, gezinizi sonlandırmanız çok yanlış bir karar olacağından, gezi planını buna uygun olarak yapmanızı tavsiye ederiz.

İstiklal Caddesi

Boğaziçi

Asya ve Avrupa’yı bağlayan bu görkemli köprüyü görmeden İstanbul gezinizi bitirmek yanlış bir tercih olacaktır. Yapımı 1970 yılında başlayan köprü, Cumhuriyetin 50. yılında trafiğe açılmıştır. 1560 metre uzunluğunda olan köprünün, deniz seviyesine olan yüksekliği ise 64 metredir. Dünyanın en uzun asma köprülerinden biri olan köprüyü görmek adına Ortaköy’e gitmeniz gerekecektir.

Boğaziçi

Gülhane Parkı

Gülhane parkı geçmiş zamanlarda saray arazisi içinde yer alıyordu. Eskiden kaderine terk edilmiş bir durumdaydı. 2003 yılından sonra tekrar düzenlemesi başlayan Gülhane parkı, gezinti alanı açısından hoş bir alan haline getirildi. Mimari açıdan da insanların beğenisini kazanan park, pek çok doğal güzelliklere sahiptir. Gülhane parkı alemdar caddesi Sarayburnu’nda yer alır.

Gülhane Parkı

Rumeli Hisarı

İstanbul’ gezilmesi gereken yerler arasında bulunan Rumeli Hisarı, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. 1452 yılında yapılan Rumeli Hisarı, İstanbul’un fethinin ilk adımıdır. Hemen karşısında da Anadolu Hisarı vardır. Rumeli Hisarının planları Fatih Sultan Mehmet tarafından yapılmıştır. İstanbul fethi sonrası, askeri üs yapısı olarak önemini kaybetmiş olan Rumeli Hisarı, bir hapishane olarak kullanılmaya başlanmıştı. 1953 yılından sonra ise restoresi yeniden başlatılmış ve pek çok gösteriye ev sahipliği yapmıştır. Sizlerde bu görkemli yapıyı görmek isterseniz Avrupa Yakasında bulunan Yahya Kemal Caddesine ulaşmalısınız.

Rumeli Hisarı

Çinili Cami

Çinili cami, içeriğinde yer alan çinilerle tanınmakta olan bir camidir. 1640 yılında inşası başlamış bir yapıdır. 17. Yüzyılda yapılmış olan diğer eserlere göre daha küçük bir eserdir. Bu durumun ise İstanbul’un pek çok yerinin imar edildiğinden gerçekleştiği biliniyor. O dönem içinde daha çok devasa külliyelere bir eğilim vardı. Mahpeyker Kösem Valide Sultan tarafından yaptırılan bu cami, oldukça görkemli camiler arasındadır. Caminin cepheleri İznik çinileri ile kaplı bir haldedir. Etkileyici çinileri ile dikkat çeken bu yapı, içerdiği pek çok süslemeyle de dikkatleri üzerine çeken bir yapı durumundadır. Bu camiyi görmek için Üsküdar’a gitmeniz gerekecektir.

Çinili cami

İstanbul’da Gezmeniz Gereken Diğer Yerler

Bunun yanında İstanbul’a yaptığınız ziyaret sırasında bunları da gezi planınıza eklemeniz çok iyi olacaktır. Böylelikle İstanbul’u daha yakından tanıma şansı yakalarsınız. Topkapı sarayı görmeniz gereken yerlerden biridir. 17. Yüzyıl sonunda tamamlanan bu saray, görkemli tarihi yapılardan biridir. İstanbul’a uğradığınızda eksiklik yaşamamanız adına bu tarihi yapıyı yakından incelemek için yola çıkmalısınız.

Yerebatan sarnıcı da uğramanız gereken yerler arasındadır. Bu sarnıç Jüstinianus zamanında kentin su ihtiyacı adına yapılmıştır. Geçmişte sarnıcın bulunduğu yerde bazilika bulunduğundan dolayı, sarnıca zaman zaman bu isminde verildiği olmuştur. 100 bin tona yaklaşan bir su depolama kapasitesi vardır. Günümüzde sadece müze olarak kullanılmaktadır. Yerebatan sarnıcını daha yakından görmek ve bir nevi tarihe tanıklık etmek isterseniz, bu adres üzerinden Yerebatan sarnıcına ulaşabilirsiniz. Alemdar mahallesi, Yerebatan caddesi Fatih’ten bu müzeyi ziyaret edebilirsiniz.

yerebatan sarnıcı

Öte yandan Kariye müzesi de es geçilmemesi gereken yerler arasındadır. 534 yılında yaptırılmış bu kilise ve manastır, sanatsal öğelerle çevrilidir. Bizans dönemi içinde belki de en başarılı örneklerden biri olmuş durumdadır. Sizlerde bu yapıyı görmek için Ayvansaray Mahallesi Fatih’e doğru yola çıkmalısınız.

İstanbul Gezi Rehberi ’ni sabırla okuduğunuz için teşekkürler. Diğer iller için hazırladığımız Gezi Rehberi yazılarını da incelemenizi tavsiye ediyoruz…

Yazıyı Yazan: Selim Çayır

80’lerin son kuşağından, bilginin satılamayacak veya satın alınamayacak olduğunu düşünen, bildiklerini bu mecra vasıtasıyla misafirlerine aktarmayı hedeflemiş Bilgi Rehberi yazarı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir